YÖRET

YÖRET

“YÖRET” olarak 1972'den bugüne tam 47 yıldır daha iyi bir dünya için çalışıyoruz.  Çocuklara, gençlere, yaşlılara, ailelere, eğitimcilere; toplumun her kesimi için sürekli eğitim ve hizmet projeleri yürütüyoruz. YÖRET Vakfı kurulduğu günden bu yana hazırladığı projelerle, verdiği eğitimlerle, kampanya, sempozyum ve yayınlarla üniversite gençlerine, çocuklarla çalışan eğitimci ve uzmanlara, topluma katkı sağlamak amacını gütmüş; farkındalık kazandırmayı ve fark yaratarak sonuç elde etmeyi hedeflemiştir. Amacımız toplumun yaşam kalitesini yükselterek teker teker her bireyde fark yaratmak!

 

DEĞERLERİMİZ:

Dürüstlük, Paylaşımcılık, Şeffaflık, Süreklilik, İnsani ve Demokratik İdealler, Çocuk Hakları Savunuculuğu, Bilimsellik, İnsan Haklarına Saygı, Eşitlikçi Yaklaşım, Güven İlişkisi

 

“YÖRET” RUHU:

Başlarken böyle olacağını hiç kimse bilemezdi. Alanda psikolojik danışman olarak çalışanlara “sizin için bir eğitim seminer yapmak istiyoruz, hangi konularda olmasını istersiniz?” diye soruduğumuzda, kendi ihtiyaçlarına cevap verecek konuları sıralıyorlardı. Bizim seminerlerimizi de doyum aldıkları toplantılar olduğunu belirterek tamamlıyorlar ve bir sonrakinin haberini bekliyorlardı. YÖRET Vakfı’nın ilk yıllarında bir yönümüz yoktu. Bize gelen talepler, bazen bir uzmanın sizin için filan konuda bir çalışma yapabilirim teklifi bizim seminerlerimizin gelişmesine yol açtı. Konular psikolojik danışmanların kendini geliştirmek istediği psikoloji teorilerinden ziyade uygulamada başa çıkmak zorunda kaldıkları konulardan oluştu. Sınav kaygısı, Mesleki yönlendirmeler, Etkili İletişim, Çatışma çözme beceriler, Kendini ortaya koyma, Kızgınlıkla baş etme, Gençlerde ruhsal ve fiziksel gelişim evreleri gibi. Bu toplantıları düzenlerken başkan dahil herkes kendini geliştirebileceği konularda okuyor, araştırıyor, hazırlanıyor ve bilenler bilmeyenlere öğretiyordu.

Vakfın çalışmaları başlangıçta mekan olarak Nüket Atalay’ın evinde başladı. Önce evin arka odasında çalışırken, E.İ.E kitabını oluştururken oda dar geldi ve toplantılar salona taşındı. Evin telefonu 24 saat boyunca çalmaya, gönüllü meslektaşlar istedikleri anda uğramaya başladılar. Akşamları iş çıkışı yemekli toplantılarda karar alınmaya ve seminerler geliştirmeye vesile oldu. Artık evde yaşayanlar tek bir odada toplanıyor, YÖRETliler salonu, mutfağı ve arka odaları kullanıyorlardı.  Ayda bir toplantılar Taksim Opera Sanat Galerisinde yapılıyor ve çok resmi bir görüşme gerektiğinde, eve davet edilemeyecek kişilerle yine aynı Galeride görüşülüyordu. Bu durum 3G Vakfından gelen ofisimizi sizinle paylaşalım teklifine kadar devam etti.

Vakıf Nişantaşı Akkavak Sokak 17’deki yerine taşınana kadar 3 kez yer değiştirdi. Her değişim bir büyüme ve genişleme oldu. Vakfın profesyonel anlamda eleman çalıştırması ancak Beşiktaş Bostan Sokak No 6’da bulunduğu yıllarda başladı. İlk yıllar tüm çalışmaların vakfetmek ve gönül vermek bağlamında olması, profesyonel çalışmalara geçildiğinde de devam etti. YK üyelerinden ve yakın dostlardan gelen küçük bağışlarla Nazan Ürkmez’in gönüllü profesyonelliği Vakfın gelişmesini sağladı.

Beşiktaş yıllarında yine eskisi gibi iş çıkışı gelen psikolojik danışmanlar kendi gelişimlerini sağlayan gruplarda eğitimler düzenlediler. Mesleki Rehberlik (MESREP), Meslek Etiği (YÖMEP), Çocuk Hakları Bilinç Geliştirme çalışmaları (ÇOHAP), Erken Çocukluk Eğitimi (ERÇOP)gibi konularda sürekli gruplar halinde çalışıldı.  Her grup kendi programını yapıyor, bir süre okuduklarını birbirleriyle paylaştıktan sonra, hazır olduklarını fark ettiklerinde YÖRET bir seminer düzenleyerek bu bilgileri daha geniş kitlelerle paylaşıyorlardı. Yaparken herkes içinden geldiği gibi gönülden katılarak sürdürülen, hiç bir maddi kaynağa dayanmayan bu mesleki toplantı ve seminerlerin sonraki yıllarda birer proje niteliğinde olduğu fark edildi.

Belli aralıklarla yurt dışından veya üniversitelerden davet edilen kişilerden bilgi alınıyor ve daha büyük toplantılar için özel ve resmi okullarla işbirliği yapılarak mekan sağlanıyordu.

Bu dayanışma ve paylaşma yılları 1999’daki Marmara Depremine kadar devam etti. Depremden önce YÖRET -UNICEF destekli bir psikososyal destek çalışmasını Kosova’daki savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan, Kırklareli Gaziosmanpaşa Misafirhanesinde misafir edilen 6000 kişilik bir grupla çalışmıştı. Kırklareli’ndeki proje savaşın durması ve misafirlerin ülkelerine dönmeleri ile sonlandı. Depremden sonra YÖRET Vakfının gönüllüleri acil durumlarla baş etme konusunda biraz deneyimli olduklarını hissettiler. İstanbul ve Kocaeli’nde farklı çalışmalar yapılması için tüm toplum gibi bizim profesyonel dostlarımız da seferber oldu.

YÖRET Vakfı da yurt dışından gelen uzmanlardan yararlanarak acil durumlarla baş etme konusunda bilgi dağarcığını genişletti ve Milli Eğitim Müdürlüğü ile işbirliği yaparak bir grup psikolojik danışmanla birlikte YÖRET Acil Durum Ekibi (YAPDE)  oluşturdu ve MEB’in okullarında Acil Psikolojik Destek Ekibi APDE yetiştirmek üzere bir yıllık bir program yaptı. Okullarda Acil Durum Yönetimi (OKADPDR) ve Çocuk Dostu Alan (ÇODA) deprem sonrası yapılan çalışmaların adları oldu. Bu çalışmaları sürdürürken hala maddi kaygılardan uzak, herkesin mesleğine, topluma ve yapılanların değerine inancı doğrultusunda kendinden vermek istediği emekler değerlendirildi ve tam bir sivil toplum ruhu devam etti.

Deprem acısıyla ve kaybedenlere yardımcı olma arzusuyla başlanan çalışmalar 3 yıl kadar sürdü. Daha sonra grubu oluşturan kişilerin yorulduğu gözlendi ve süreklilik için maddi kaynakların eksik olduğu fark edildi. YÖRET bir icra kurulu oluşturarak çözüm arayışına girdi. İcra kurulunun aldığı kararları YK onaylıyor ve Başkan ile birlikte profesyonel çalışan bir eleman uyguluyordu.  Yıllarca bu sistem yeterli oldu. Vakıfta bir profesyonel yetmediğinde bir yardımcı aranıyor, bazen öğrencilerle,  bazen de ücret verilerek sağlanan hizmetlilerle bu boşluk doluyordu.

Yıllar geçtikçe eğitimler tek tek ve kısa olması yerine, uzun soluklu programlar haline getirildi. Etkili İletişim Eğitimi Kolaylaştırıcı Liderliğini sürdürmek üzere KOLEP projesi, Akran Destek ve Dayanışması programlarını okullarda uygulamak üzere YAKDAP projesi, Sosyal Dışlanma ve Ayrımcılığı Önleme konusunda okullarda yapılacak uygulamaları geliştirmek üzere SODA Projesi yıllık çalışmalara örnekler.

Aslında projeler birbirini doğurdu ve bir projede edinilen kazanımlar yeni projelerin gelişmesini sağladı. (EİE ve KOLEP) sayesinde iletişim becerilerinin önemi fark ettiğimiz için ilerleyen yıllarda her projenin bir iletişim ayağı oluştu. İletişimin varlığı Şiddet önleme ve Şiddetsiz iletişimi keşfetmemizi sağladı. Bu kavramları uygulayabilmek üzere Güvenli Okul Projesi (GÜVOK),  Şiddetsiz İletişim  (Şİ)ve Şiddetle Baş Etme Projesi (ŞİBAP) doğdu.

Barış İçin Sanat BİS projesine sanatın ve oyun oynamanın geliştirici rolünü fark ettiğimizde, daha sonraki tüm projelerde sanat ve hareketlilik getiren unsurlar projeler eklendi.

Bu hikayenin YÖRET ruhu olarak adlandırdığımız yönü 20 yıl süren bir gelişim sürecinde her atılan adımın bir sonraki adıma katkısı olduğunu, pek çok kişinin gönüllü çalışmasında kazan-kazan anlayışının bir STK olarak yaşamamızı sağladığını söyleyebiliriz. Projeler daima ihtiyaçlara yönelik gelişti. Her proje bir sonrakinin temelindeki kavramları oluşturdu. Profesyonel Gönüllüler konuya ve yöntemlerimize inandıkları için yanımızda kaldılar ve enerjilerini bizimle çoğalttılar. Bu gönüllüler YÖRET’e uğradıkları anda bizim misafirimiz oldular. Birlikte çalıştık, ürettik.